Bir markanın geçmişindeki her ayrıntıyı sevmesi çok doğal. İlk ofis, ilk ürün, ilk fuar… Ancak okuyucunun bütün bu ayrıntılara aynı mesafeden bakmadığını hatırlamak gerekir. Ben marka hikâyesinde neyin kalacağını seçerken “bizim için önemli mi?” sorusunun yanına “okuyucu için neyi açıklıyor?” sorusunu koyarım.
Tarihçeyle hikâyeyi ayırın
Tarihçe, olayları zaman sırasıyla kaydeder. Hikâye ise olaylar arasında anlamlı bir ilişki kurar. İkisi de kullanılabilir; fakat farklı işler yaparlar. Bir kilometre taşı listesi arşiv için yeterli olabilirken, ana sayfadaki kısa anlatı daha belirgin bir düşünceye ihtiyaç duyar.
Örneğin bir atölyenin küçük bir ürün serisiyle başlaması tek başına ayırt edici değildir. O seride hangi ihtiyacı fark ettiği, hangi seçimi yaptığı ve bu seçimin bugünkü ürünlere nasıl yansıdığı anlatıyı güçlendirebilir. Buradaki örnek bir anlatım denemesidir; gerçek bir marka geçmişi değildir.
Bir kararın izini sürün
Hikâyeyi yalnızca başarıların listesine dönüştürmem. Bir tercihin nedenini göstermek çoğu zaman daha öğreticidir. Daha az ürün üretmek, bir malzemeyi değiştirmek veya bir hizmeti sadeleştirmek gibi kararlar markanın yaklaşımını görünür kılabilir. Ancak bu kararların gerçekliği ve gerekçesi doğrulanmalıdır.
Sinem’in veya bir markanın yaşamadığı bir olayı birinci tekil şahısla eklemek, hikâyeyi doğal hale getirmez. Ben belirsiz bilgiyi dramatik bir sahneyle doldurmak yerine anlatının kapsamını daraltırım. İyi kurgu, gerçekmiş gibi sunulan kurmaca gerektirmez.
Ayrıntıya bir görev verin
Her paragrafın yanına yaptığı işi yazarım: bağlam kuruyor, seçimi açıklıyor, kanıt gösteriyor veya bugüne bağlıyor. Aynı görevi iki kez yapan paragraflardan biri kısalabilir. Hiçbir görevi olmayan güzel bir cümle ise metnin ritmini yavaşlatıyor olabilir.
Mesaj mimarisi burada yardımcı olur. Ana düşünceyi bilmeden ayrıntı seçmek, metni geçmişin rastgele bir seçkisine dönüştürebilir. Önce anlatının hangi marka kararını açıklayacağını belirlemek, seçimleri daha tutarlı yapar.
Sonu bugünkü karşılığa bağlayın
Hikâye bittiğinde okuyucunun bugün neyi daha iyi anlamasını istiyoruz? Ürün yaklaşımını, iş yapma biçimini veya belirli bir tercihin nedenini mi? Son paragrafı genel bir gelecek hayaliyle kapatmak yerine bu karşılığı görünür kılmayı tercih ederim.
Son okumada sıfatları bir süre görmezden gelirim. Yalnızca olaylara, kararlara ve dayanaklara baktığımda anlatı hâlâ anlamlıysa metnin omurgası sağlamdır. Marka stratejisi rehberi içindeki diğer kararlar da bu hikâyeyi farklı kanallara taşımayı kolaylaştırır.